28 Eylül 2011 Çarşamba

Gitti mi Gelmez...



Kalem benim için "kutsal" sayılabilecek kadar özel ve önemli bir nesnedir... Ve bazı kalemler vardır ki vazgeçilmezlerdir...  Mesela "Pilot RexGrip 0.5 uçlu kalem"... Geçen yaz sadece bir dakikalığına ödünç verdiğim bir arkadaş tarafından kayıp edildi :(  Haliyle çoook çoook çooook üzüldüm... Çünkü o kalem benimdi ve parmaklarımdan biri gibi olmuştu... Yenisini aradım bulamadım, internetten buldum sipariş verdim ama getirmediler... Şansa bak :(( Kendimi çok eksik hissediyorum, canım hiç yazı istemiyor bu yüzden :(( Oysa yazacak ne çok şey var... Gitti mi gelmiyor... Ama vazgeçmeyi de öğrenmek gerekiyormuş bu hayatta :((
Yine Pilot'un şu jel mürekkepli kalemi de vazgeçilmezlerimden bir başkasıdır. Güzel yazan bir kalem gördün mü ona el koycular tarafından araklanmaması için ihtimam gösterilmesi gereken kalemlerdendir :))

Ders: Her zaman yanınızda kalem bulundurun ve eğer güzel bir kaleminiz varsa, ona sahip çıkın... Yanında çoğu zaman kalem bulundurmayan  insanlara ödünç vermeyin onları...  Ve o kişilere her zaman yanlarında kalem ile kağıt bulundurmalarını tavsiye edin. Fakülteye ilk başladığımda anatomi hocamızın bize ilk tavsiyesi bu olmuştu. Önemsiz bir nasihat gibi görünebilir fakat sizi diğer meslekdaşlarınızdan üstün konuma getirebilecek kadar önemli bir ayrıntıdır bu. Çünkü sizin ne kadar sorumlu biri olduğunuzun kanıtıdır ve hiç kimse sorumsuz biriyle çalışmayı istemez...

4 Eylül 2011 Pazar

Lie To Me-Kiraz Çiçekleri Gitmiş!!

Gong Ah Jung, işinde gücünde turşu olmaya kararlı bir devlet memurudur :) Başarısız olmuş bir projesi nedeniyle savunması istenmiştir... Bara gider istifasını yazarken, bir adamla tanışır. Adam, bara abisinin girdiğini görünce kızın istifasını yazdığı peçeteyide alır ve kaçar. Alkolü biraz fazla kaçıran Ah Jung, istifasını geri almak için koşarken komaya girer. Bardaki adamın abisi tarafından hastaneye kaldırılır. Bu adam ünlü bir otelin zengin ve karizmatik başkanıdır. 3 sene önce kardeşinin de, nişanlandığı kadına aşık olduğunu öğrenince nişanlısından ayrılmış ve kimselere bakmamıştır. Kardeşi de vicdan azabından abisinin yüzüne bakamamıştır, yurtdışına çıkmış ve en sonunda Kore'ye dönmüştür. Bizim Ah Jung, ertesi gün kendine geldiğinde otelin başkanın tüm gün başında beklediğini ve hastahane masraflarını ödediğini öğrenir. Hastahanedeki herkes onları evli sanmıştır.
Önceki günün başarısızlığını unutmak için kuaföre gider. Orda eski arkadaşını ve ona kaptırdığı eski platonik aşkını görür, evlenmişlerdir. Arkadaşı kızı küçümsemeye başlar. Ah Jung'da dayanamaz çalan telefonuna arayan sanki kocasıymış gibi cevap verir ve onlara evlendiğini söyler.
Ertesi gün otelin başkanına hastahane masraflarını ödemek için gider, başkanı beklerken üzerine domates suyu döker ve çok utandığından bayılmış numarası yapar. Başkan, Ah Jungu kucağına alır ve otel odalarından birine götürür. Bu arada, Ah Jung'un eski arkadaşlarından bir başkası bu ikisini görür.
Kuaförde yalan söylediği kıskanç arkadaşı, Ah Jung'un yalan söylediğini düşünerek diğer arkadaşlarının ağzını ararken, otelde başkanla beraber Ah Jung'u gören arkadaşı, Ah Jung'un Başkan ile evlenmiş olduğunu söyler. Ve dedikodular hızla yayılır. Sonunda başkanın kulağına ulaşır ama kiminle evli olduğunu kendisi bilmemektedir :D Bu yalanı söyleyen kişinin olsa olsa Ah Jung olacağını düşünür ve onunla anlaşma yapmaya karar verir. Fakat Ah Jung, bu yalanı kendisinin söylemediğini iddia eder. Daha sonradan kuafördeki küçük yalanın bu belaya neden olduğunu anlayan Ah Jung, başkandan bir parti vermesini ister. Başkanın arkadaşlarına gerçeği açıklayacaktır. Yalnız partinin olduğu yerde, kıskanç arkadaşını görünce kalbinin sesini dinler ve başkana "canım"(kocacım demiş gibi bir canım) diye hitap eder ve bunu başkanın tüm arkadaşları duyar. İşler sarpa sarar...