31 Ekim 2017 Salı

Kendin için İyi Birşeyler Yap!

Ya Allah Bismillah.
Memnun olmadığım şeyler için artık harekete geçiyorum. İşte yol haritam:

1- Hedeflerim yapılabilir hedefler ve ben yapabilirim, başarabilirim.
2- Hayatımda en muzdarip olduğum şey; zamanı yönetememek. Bunun için birkaç teknik olduğunu öğrendim. Bunlardan biri Pomodoro Tekniği (25 dk çalış, 5 dk mola ver. Her 4 setten sonra 20-30 dakikalık uzun mola ver.) diğeri  Kanban Tekniği (Yapacağın, yapıyor olduğun ve yaptığın işleri takip edebileceğin görsel bir pano hazırla. Yapacağın işler kısmındaki işleri yaptım kısmına geçirmeye çalış. Bunu yaparken de yapıyor olduğun işler kısmında maksimum 3 iş tut çünkü insan beyni tek bir iş üzerine daha iyi konsantre olmaktadır. Misal 3 farklı işi aynı anda yapmaya çalışmaya göre tek tek yapmaya çalışmak daha hızlı ve kaliteli sonuçlar almamızı sağlar. Beynimizin daha dinç ve tatminkar olmasını sağlar.) sonuncusu ise Zinciri Kırma Prensibi (Önce kendine bir hedef belirliyorsun ve o hedefini yaptığın her gün için takviminde o güne bir çarpı atıyorsun. Böylece çarpılardan bir zincir oluşuyor. Özellikle uzun vadeli, alışkanlık edinmek istediğin şeyler için bunu kullanmak çok mantıklı. Tabi burda önemli bir nokta söz konusu takvimini mutlaka görebileceğin bir yerde bulundurman. )  Açıkcası bu üç tekniği de kullandığım karma bir modelle bu sorunumu aşmayı planlıyorum. 1 Kasım itibariyle buna başlıyorum, planlı ve disiplinli biri olmaktan başka çarem yok.
3- Zamanı verimli kullanamamandaki en önemli nedenler, sosyal medya ve çalışma esnasında dinlediğim müzikler. (Kendimden memnun olduğum zamanlara kıyasla hayatımda epey yer tutmayı başarmışlar.) Her zaman ulaşılabilir olmak zorunda değilim. Pomodoro yaptığım zamanlarda televizyon, telefon ve sevdiğim Türkçe sözlü müziklerden uzak duracağım. Günün sadece belirli saatlerinde maillerimi kontrol edecek, yapmam gereken telefon görüşmelerini yapacağım. Bunu başardığım her gün için takvimime bir çapı atacağım. Pomodoro setlerimi de ayrı bir takvim üzerinden izleyeceğim.
4- Hedefimi tamamladığım haftalarda Cumartesi günlerini serbest gün ilan edeceğim ve o günü sportif/sanatsal bir aktiviteye ayıracağım. Bunu da Zinciri Kırma Takvminden takip edeceğim.
5-Şehirdışında olduğum günlerde de zaman yönetimi programımımı uygulayacağım.

Zincir hedeflerim:
1- Her gün 8 set pomodoro yap. Bunlardan biri mutlaka üst üste 4 setten oluşsun.
2- Her gün 15 dakika kitap oku.
3- Her gün 10 dakika egzersiz yap.
4-Sosyal Medya kullanma saatlerine uy. ( Sabah:10.00-10.30; Gün Ortası: 16.00-16.30; Akşam 19.00-19.30)
5- Her gün 1 pomodoro Almanca çalış.

Ya Allah Bismillah.


25 Ekim 2017 Çarşamba

TORUNUMA MEKTUPLAR-7

sevgili torunum;

bugün yirmibeş ekim ikibinonyedi.saat yirmibir kırküç.bu satılarları sana içimi dökmek için yazıyorum,yazdıklarımın evrenin karanlık boşluğunda kaybolacağını umarak.uzun zamandır yazmamıştım.bu yüzden kendimi nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum.duygusal anlamda çok strestli bir zamandan geçiyorum.bazen kendimi çok değersiz hissediyorum.insanların bana kendimi değerli hissetmemi sağlayacak şekilde davranmalarına rağmen böyle hissediyorum.doymak bilmez bir şekilde ilgi ve sevgi açlığı çekiyorum.bir de bazen kendimi çok başarısız hissediyorum.bu beni, ilgi ve sevgi açlığından daha çok hırpalayan bir durum.her ne kadar kendimi başarılı biri olduğuma ikna etmeye çalışsam da olmuyor.kendimi iyi hissetmiyorum.melankoli yakama yapışıyor ve tüm hayat enerjimi yiyip bitiriyor.yapmayı planladığım hiç bir şeyi zamanında yapamıyorum.zamanla kavgalıyım.dakikalar ya hiç geçmiyor ya da çok hızlı geçiyor.hayattan hiçbir şey anlayamadan öleceğim galiba.neşeli ve kendi ile barışık biri olarak görünsem de kendimi sev-mi-yor-um.kendimi sevmiş olsaydım biraz da kendimi düşünür bu kadar zorlamazdım kendimi.kimsenin de bu kadar yüklenmesine izin vermezdim.ama iş işten geçtikten sonra kafamı duvarlara vurmak tam benlik bir iş.heralde bu yüzden bu durumlara karşı hiç bir şey yapmıyorum, durum tespiti yapmak dışında.bir kaç satır şiir ve bir kaç şarkı beynimin içinde yankılanıp duruyor, tüm konsantrasyonumu dağıtıyor.birisi diyor ki sustum, konuşmak hiç bir şeyi hiç bir şeye ulaştırmıyordu, biliyordum.diğeri diyor ki beni bu dünyaya bağlayan ne.bir başkası biraz yorgunum, biraz kırgın, biraz da kirletti sensizlik beni, diyor.bu kadar.incirli cheesecake yapmayı, çeviri yapmayı, projeyi tamamlamayı istediğim fakat bunların hiçbirini yapmadığım, heba ettiğim bir akşamın daha sonuna geldim.kendime verdiğim sözleri tutamamak canımı acıtıyor.artık kendimi tanıyamayan ninen.

23 Mayıs 2016 Pazartesi

Yine yeniden.



Ne anlamsız ne tuhaftı, kendime söylediğim yalanlar... Ama boşver şimdi bunu...İğde çiçeklerinin mis kokusunu duyuyor musun?

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Doğa, İklim ve Tarih Yolculuğu

Klasik gezi programlarını bilirsiniz... Daha çok yemek çeşitleri, popüler mekanlar ve popüler aktiviteler üzerine... Hani aynı mekanda, farklı kişileri/sunucuları izlediğimiz sürekli bir tekrardan ibaret olanlarlar... Sıkıldınız, değil mi.. Ben de, beni hiç heyecanlandırmayan bu programlardan çok sıkıldım...

Ama durun, şimdi size öyle bir program önereceğim ki, heyecanlanacaksınız ve bir sonraki bölümü merakla bekleyeceksiniz : Bünyamin Sürmeli Güney Avrupa'da...

Aslında bu program bir gezi programı değil belgesel serisi... Bünyamin Sürmeli Alaska, Arizona, Kenya, Tanzanya derken Güney Kafkasya'da ve Güney Avrupa ile devam ediyor. Meteoroloji uzmanlığının getirdiği farklı bakış açısıyla seçtiği yerleri, coğrafi ve iklimsel olarak inceliyor ve bulduklarını bizimle paylaşıyor. Ayrıca o yerlere ait genel kültüre dair güncel bilgiler de paylaşıyor. O coğrafyanın dününü, bugününü abartı yapmadan, övmeden, subjektif olarak bize aktarıyor. Böylece tam olarak doğa, iklim ve tarih yolculuğu yapmış oluyoruz :) 


Önceki bölümlere tıklayarak ya da CNN'den ulaşabilirsiniz.













13 Mart 2015 Cuma

Geleceğe Dair Bir Umut

Geçen gün arkadaşımla konuşuyordum. Konumuz kalp yaralarıydı... Yakın zamanda yolunda gitmeyen bir ilişkisini kendi isteğiyle bitirmişti. Ama içinde biraz pişmanlık da duymuyor değildi. Onu destekleyecek birkaç cümleye ihtiyacı vardı... Anlayacağınız gibi bu görev benimdi çünkü hem onu hem diğer tarafı dinlemiş kişiydim. (Kendime hayrım yok, başkasına da yok ama ilginç ki Güzin ablalık kariyerimde merdivenleri hızla tırmanıyorum...)

Neyse konu döndü dolaştı bana geldi... Unutmamak nimetiyle ve unutmak nimetiyle nasiplendiğimi farkettik... O nasıl mı oluyor :) Hiçbir şeyi unutmamıştım ama artık yaralarım kabuk bağlamıştı ki acımı unutmuştum... Beynim/kalbim yaşadıklarımı reddetmemişti, olur böyle şeyler diyip kabullenmişti...Yani kötü deneyimlerle olgunlaşmıştım... (Ya da ben öyle sanıyorum, asıl yaralar bilinçaltımda gün yüzüne çıkacakları günü bekliyor.) Yaşadıklarımı hissettiklerimi anlatırken kalbim ağrımıyordu. Bir özlem duymuyordum. Değmezmiş o kadar üzülmeye, diyordum. Değmezmiş.

Gelecek için ne kadar umut verici bir durum... Demek ki (eğer hala yaşıyor olursam) bundan 5 yıl sonra (hatta belki de 1 sene sonra) şu an yaşadıklarımı da gülerek/şaşarak anlatacağım. Yine "Değmezmiş be bu kadar ruhunu yormaya" diyeceğim. Yaşanması gerekiyormuş yaşandı bitti, diyeceğim. Bak işte herşey olacağına varıyor, diyeceğim. Ne de güzel olmamış be, iyi ki olmamış be, diyeceğim...


Eskisi kadar özlemiyorum seni,
Ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda..
Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor..
Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
Biraz yorgunum..Biraz kırgın..
Biraz da kirletti sensizlik beni!
Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama
İyiyimler yamaladım dilime.
Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,
Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni..
Gel diye beklemiyorum artık, Hatta istemiyorum gelmeni..
Nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde.
Ara sıra geliyorsun aklıma, banane diyorum
Benim derdim yeter bana banane!
Alıştım mı yokluğuna? Vaz mı geçiyorum, varlığından?
Tedirginim aslında,
Ya başkasını seversem?
İnan o zaman seni hayatım boyunca affetmem..
Özdemir Asaf