13 Mart 2015 Cuma

Geleceğe Dair Bir Umut

Geçen gün arkadaşımla konuşuyordum. Konumuz kalp yaralarıydı... Yakın zamanda yolunda gitmeyen bir ilişkisini kendi isteğiyle bitirmişti. Ama içinde biraz pişmanlık da duymuyor değildi. Onu destekleyecek birkaç cümleye ihtiyacı vardı... Anlayacağınız gibi bu görev benimdi çünkü hem onu hem diğer tarafı dinlemiş kişiydim. (Kendime hayrım yok, başkasına da yok ama ilginç ki Güzin ablalık kariyerimde merdivenleri hızla tırmanıyorum...)

Neyse konu döndü dolaştı bana geldi... Unutmamak nimetiyle ve unutmak nimetiyle nasiplendiğimi farkettik... O nasıl mı oluyor :) Hiçbir şeyi unutmamıştım ama artık yaralarım kabuk bağlamıştı ki acımı unutmuştum... Beynim/kalbim yaşadıklarımı reddetmemişti, olur böyle şeyler diyip kabullenmişti...Yani kötü deneyimlerle olgunlaşmıştım... (Ya da ben öyle sanıyorum, asıl yaralar bilinçaltımda gün yüzüne çıkacakları günü bekliyor.) Yaşadıklarımı hissettiklerimi anlatırken kalbim ağrımıyordu. Bir özlem duymuyordum. Değmezmiş o kadar üzülmeye, diyordum. Değmezmiş.

Gelecek için ne kadar umut verici bir durum... Demek ki (eğer hala yaşıyor olursam) bundan 5 yıl sonra (hatta belki de 1 sene sonra) şu an yaşadıklarımı da gülerek/şaşarak anlatacağım. Yine "Değmezmiş be bu kadar ruhunu yormaya" diyeceğim. Yaşanması gerekiyormuş yaşandı bitti, diyeceğim. Bak işte herşey olacağına varıyor, diyeceğim. Ne de güzel olmamış be, iyi ki olmamış be, diyeceğim...


Eskisi kadar özlemiyorum seni,
Ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda..
Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor..
Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
Biraz yorgunum..Biraz kırgın..
Biraz da kirletti sensizlik beni!
Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama
İyiyimler yamaladım dilime.
Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,
Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni..
Gel diye beklemiyorum artık, Hatta istemiyorum gelmeni..
Nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde.
Ara sıra geliyorsun aklıma, banane diyorum
Benim derdim yeter bana banane!
Alıştım mı yokluğuna? Vaz mı geçiyorum, varlığından?
Tedirginim aslında,
Ya başkasını seversem?
İnan o zaman seni hayatım boyunca affetmem..
Özdemir Asaf


1 Şubat 2015 Pazar

Torunuma Mektuplar-6

Sevgili Torunum, Torunum :) Torunum :) Bugün dedenle (Allah iki dünyada da karı-koca etsin) ilk defa buluştuk. En sevmediğim şehirde buluşmamıza rağmen ordan ayrılmak içimden gelmedi.. Kara gözlerine, öylece konuşmadan saatlerce bakabilirdim galiba.. Içim huzur dolu... Allah'a şükürler olsun...

*** 17 saat sonra ***
BİTTİ.

" Merhaba visneagaci.oncelikle dun geldigin ve gorustugumuz icin tesekkur ederim.ben dunden beri dusundum.bizim anlasamicagimiza karar verdim.senin gerçekten iyi biri oldugunu anladim ama fikirlerimizin ve hayata bakis acimizin farklı oldugunu dusunuyorum.Allah ikimizinde hakkinda hayirlisini versin.kendine iyi bak hoscakal "
" Gercekten iyi birisin ama sonucta evlilik ayri bir olay.elektrik alamadigim icin bu karari verdim.
Umarim beni anlarsin "

Ahhh... Hezimet.. hezimet.. hezimet... kolum kanadım düştü... hissettiklerimi ifade etmem biraz zor... içimden çokta konuşmak, yemek, içmek ya da herhangi bir şey yapmak gelmiyor... Yazmak bile gelmiyor aslında...

Büyü mü yaptılar bana.. Çok mu "ah" aldım ki acep? Niye böyle oluyor bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum... Benim için gayet güzel geçen buluşma onun için iyi değilmiş. Elektrik alamamış... Ne kadar kısa ve net...
Böyle bir açıklama üzerine insan ne diyebilir ki? Nasıl ısrar edebilir ki? Nasıl sev beni, der ki? Kalp bu...

*** 2 saat sonra ***
Ağlasam mı acaba? Gözlerim de yanıyor ama...

*** 40 dakika sonra ***
Bitti... Bu görüştüğüm son kişiydi!. Daha fazla umudu, hayalkırıklığını gönlüm kaldırmayacak...
***
Doğmamış ve doğmayacak olan çocuklarım, torumlarım... Elveda...



10 Ocak 2015 Cumartesi

Apolitik

Blogu açtığım günden beri apolitik bir duruş sergilemeye çalıştım. Ama bugün bu duruşumu bozmam gerektiğini hissediyorum. Çünkü artık haksızlığa, adaletsizliğe tahammül edemez bir hale geldim... 

Tüm dünyada bir karikatür dergisinin başına gelen felaket konuşuyor, günah keçisi olarak yine müslümanlar suçlanıyor. Neden aralarından radikallerin çıkmasına izin veriyor ki, diyorlar. Sanki kendi içlerinde hiç radikal gruplar yokmuş gibi, sanki sütten çıkmış ak kaşıklarmış gibi. Hatta birisi çıkıp, aralarındaki bu radikal kanser kitlesinden kurtulmadıkça tüm müslümanlar suçludur, diyor. Tepki amaçlı bir yürüyüşte İslam devleti bile olmayan ama halkının %99'u müslüman olan bir ülkenin başbakanı sanki bu saldırının arkasındaki dış mührakmış gibi dışlanıyor. Avrupa ülkeleri müslümanlara karşı çok daha sıkı tedbirler almaya başlıyor... Çünkü onlar terörist! Hepsi terörist! Özetle konuşuyorlar, suçluyorlar, yargılıyorlar... 

Ve bingo istenen oluyor, etki tepkiyi doğuruyor. Müslümanların terörist olarak damgalanmasına karşılık olarak "yüzün benden kara" tarzı misillemeler gelmeye başlıyor..  Ortaya çıkan tablonun dünyanın diğer tarafında olan haksızlıkları göstermekten çok daha başka işlerde kullanılacağı ise aşikar!