Kusura bakmayın sevgili kurbanlarım.... canınızı çok acıtıyorum farkındayım... ama kalbim o kadar kırık ki, kalbime dokunmaya çalıştığınız an, dokundurtmuyor kesiyor elinizi... Bazen siz dokunmasanızda parça tesirli bombamdan bir parça olsun nasipleniyorsunuz ama olsun... sakın ah vah etmeyin... hak etmiyorsunuz bunu... hiç bir şeyi haketmiyorsunuz... benim gibi, yakınma hakkınız yok... çünkü birbirimizden intikam alıp duruyoruz adına da arkadaşlık diyoruz...hepiniz bir enayi arıyor kendine ama o ben olmayacağım!
bir süre daha etrafıma zehir saçacağım.... sizden hıncımı alıncaya kadar...
(...)sus vicdanım, dinlemeyeceğim seni... kötü biriyim ben onların da canı acıdığında mutlu olacağım ...
27 Kasım 2010 Cumartesi
19 Kasım 2010 Cuma
Bursa Japon Parkı ve Çay Bahçesi
Dün bir arkadaşla japon parkına gidelim dedik. Okula giderken her gün yolda tabelasını görüyordum. Ona güvendim bulurum heralde olmadı google/maps 'a sorarım dedim. Allah'ım ne parkmış yaa internette herkes şöyle böyle diye anlatıyor ama kimse nasıl gideceğimizi söylemiyor. Tam adresini bilsek kolay buluruz ama onu da arıyorum yok tarıyorum yok. Neredeyse vazgeçecektik ama ben... yine başardım :P
Google maps sayesinde krokisini falan çıkardım, buluşma yerini tesbit ettim ve bugünü bekledik. Aslında hemen hemen bir buçuk aydır bekliyordum bugünü... Ama fikasko çıktı... Tamam Allah var mimarisi Japon tarzına uygun ve elit kesimin yaşadığı hoş sessiz sakin güzel bir yerde ... ama gelin görün ki burda ne japon çayları var ne de kimonosuyla etrafa zerafet saçan bir japon hanımefendisi... içeri bir girdik kahvehane sandık, amcalar okey tavla falan oynuyorlardı :( Dışarda oturduk bizde... içecek olarak bizim okulun kantininde bile satılan mavi renkli bitki çaylarından aldık. Her zaman ki çay bahçelerinden tek farkı çaylarımızı cam bir demliğin içinde getirip, bardağa bizim dökmemizi beklemeleriydi... Bir daha gidermiyim? Bilmiyorum galiba gitmem... Zaten kırmızı çayları da yokmuş...
Yine de merak edenler için adresini vereyim: Çamlıca Mahallesi, Erdek Sokak, Nilüfer/Bursa
Beşevler caddesinden "Pınar sokağı" bulun ordan dümdüz ilerleyin "Somuncu baba cami sokağı"nı da bitirin. Eğitimciler caddesini karşıya geçip sokağa giriniz ve sağa kıvrılın hemen orda gözünüze çarpar. (Zaten bu yol üstünde kırmızı tabelarla yönlendiriyorlar hiç zorlanmadım bulmakta.)
Google maps sayesinde krokisini falan çıkardım, buluşma yerini tesbit ettim ve bugünü bekledik. Aslında hemen hemen bir buçuk aydır bekliyordum bugünü... Ama fikasko çıktı... Tamam Allah var mimarisi Japon tarzına uygun ve elit kesimin yaşadığı hoş sessiz sakin güzel bir yerde ... ama gelin görün ki burda ne japon çayları var ne de kimonosuyla etrafa zerafet saçan bir japon hanımefendisi... içeri bir girdik kahvehane sandık, amcalar okey tavla falan oynuyorlardı :( Dışarda oturduk bizde... içecek olarak bizim okulun kantininde bile satılan mavi renkli bitki çaylarından aldık. Her zaman ki çay bahçelerinden tek farkı çaylarımızı cam bir demliğin içinde getirip, bardağa bizim dökmemizi beklemeleriydi... Bir daha gidermiyim? Bilmiyorum galiba gitmem... Zaten kırmızı çayları da yokmuş...
Yine de merak edenler için adresini vereyim: Çamlıca Mahallesi, Erdek Sokak, Nilüfer/Bursa
Beşevler caddesinden "Pınar sokağı" bulun ordan dümdüz ilerleyin "Somuncu baba cami sokağı"nı da bitirin. Eğitimciler caddesini karşıya geçip sokağa giriniz ve sağa kıvrılın hemen orda gözünüze çarpar. (Zaten bu yol üstünde kırmızı tabelarla yönlendiriyorlar hiç zorlanmadım bulmakta.)
Etiketler:
Bursa,
Günlük,
Nereye Gidelim
18 Kasım 2010 Perşembe
G-18
Uzun zamandır yazmadığım blogumdan ölmediğimi duyurmak için hoş bir şeyler karalamak istemiştim! Ama maziye göz atayım derken ne farkettim...Kalemle yazarken atlamadığım, sırasını değiştirmediğim bir çok harf klavyeyle yazarken güme gidiyor-muş... Şöyle bir iki yazıma baktım da baya imla yanlışım ve devrik cümlem var. Güzel yazamasam da en azından imla derdim yok derdim kendime, iyi mi...Birinin uğraşıp bunları düzeltmesi gerek. Aslında yayınlamadan önce bir kaç kontrol de ederim ama gözden kaçıyorlarmış demek.
"Biri" çok üşeniyorum gerçekten, sen yapsan da yormasan beni... Hem bilincin tamamlama özelliği varmış böyle eksiklikleri, nolur uğraştırma beni.
Hahhaa.. aslında bazen konuşurken de oluyor böyle... harflerin yeri karışıyorum ya da çoğunlukla harfi yutuyorum. :) Mesela "PEÇET" ...Tabi anlamadınız, anlamıyorlar da ... ikizim, aklından çok hızlı düşünceler geçenlerin başına böyle şeylerin geldiğini söylemişti bir keresinde. Çokta düşünen biri değilim ama... neye yormalıyım bunu? Belki de o kadar hızlı düşünüyorum ki düşündüğümün bile farkına varamıyorum :P Eğer öyleyse ne düşünüyorum ben yaaa :(
Başlığı Garipseyenlere: başlık bulamayıp kod yapayım bari dedim. G-18 yapacaktım, zirvesi vardı galiba bunun dedim googleye sordum: şu yazı çıktı karşıma sonra cinayet habaerlerinden Adınıbilmemne G.(18) çıktı. hmm zirvesi yokmuş... bi önemi yokmuş... neden olmasın o zaman?
boş konuşuyorum farkındayım... sanal dünyayı çöplük yapmaya niyetim de yok ama bu bir çöp daha postalıyorum. bak şimdi çok saçma geldi bu yaptığım... eskiden böyle değildim ben ya... geriye evrilirsem herkesi biraz daha mutlu edebilir miyim? başta kendimi...
şu turuncu tuşa bassam mı... kararsızım... yoksa sadecemavilere mi dokunsam?
"Biri" çok üşeniyorum gerçekten, sen yapsan da yormasan beni... Hem bilincin tamamlama özelliği varmış böyle eksiklikleri, nolur uğraştırma beni.
Hahhaa.. aslında bazen konuşurken de oluyor böyle... harflerin yeri karışıyorum ya da çoğunlukla harfi yutuyorum. :) Mesela "PEÇET" ...Tabi anlamadınız, anlamıyorlar da ... ikizim, aklından çok hızlı düşünceler geçenlerin başına böyle şeylerin geldiğini söylemişti bir keresinde. Çokta düşünen biri değilim ama... neye yormalıyım bunu? Belki de o kadar hızlı düşünüyorum ki düşündüğümün bile farkına varamıyorum :P Eğer öyleyse ne düşünüyorum ben yaaa :(
Başlığı Garipseyenlere: başlık bulamayıp kod yapayım bari dedim. G-18 yapacaktım, zirvesi vardı galiba bunun dedim googleye sordum: şu yazı çıktı karşıma sonra cinayet habaerlerinden Adınıbilmemne G.(18) çıktı. hmm zirvesi yokmuş... bi önemi yokmuş... neden olmasın o zaman?
boş konuşuyorum farkındayım... sanal dünyayı çöplük yapmaya niyetim de yok ama bu bir çöp daha postalıyorum. bak şimdi çok saçma geldi bu yaptığım... eskiden böyle değildim ben ya... geriye evrilirsem herkesi biraz daha mutlu edebilir miyim? başta kendimi...
şu turuncu tuşa bassam mı... kararsızım... yoksa sadecemavilere mi dokunsam?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)