Bu yazı galiba biraz siyasi bir yazı olacak... Bu yüzden şimdiden çok özür dilerim, blogumun amacının dışına çıktığım ve aslında hiçte bilgili olmadığım bir konuda nutuk atmak gibi bir eylemde bulunacağım için...ama tak etti benim de üç beş kelime söyleyeceğim var...
Neden insanların vicdanlarına güvenmeyi denemiyoruz? Deneyebiliyor muyuz?
Eğer biz yöneticilerimize, askerimize, medyamıza, memurumuza, savcımıza, hakimize,(vs.) yeteri kadar empati kurma yeteneğini ve vicdanlarının sesine göre karar verme yeteneğini ve bu dünyanın Hz. Süleyman'a bile kalmadığını yeteri kadar vermiş olsaydık; bugün referandumdan bahsetmezdik. Adi olmayı değil "adil" olmayı öğrenseydik tamamen farklı bir dünyamız olurdu.Şimdi ne olacak diye kara kara düşünmezdik. Güvenirdik; kişinin siyasi görüşü, dini, imanı ne olursa olsun hakkımızın yenmeyeğine. İnanırdık; işin ucunda "maddiyat, makam mevki" bile olmuş olsa hakkımızın yenmeyeceğine... bu ülkede adalet olduğuna ve olacağına. Şimdi olduğu gibi herkese "satılmış" gözüyle bakmazdık.. Baksakta, o kişi olsa olsa Allah'a satılmıştır derdik, tam da eskilerin dediği gibi... İşte o zaman gerçekten laik ve demokrat olurduk. İşte o zaman ülkemizin adı hep yolsuzluklarla anılmaktan kurtulurdu.
14 Eylül 2010 Salı
13 Eylül 2010 Pazartesi
İyi bir yaşam
|
-Döndüğümüz zaman ne yapmayı planlıyosun?
-İyi bir yaşam.
-İyi bir yaşam mı?
-Evet, iyi yaşayacağım.
-İyi yaşamak? Nasıl?
-Müsabakalara tekrar başlayacağım ve şampiyon olacağım.Tekrar tamirhanede çalışacağım ve kendi olağan üstü tamirhanemi kuracağım. Ve...
-Ben de işime odaklanacağım. Tekrar film çekeceğim. Çok para kazanacağım. Bir ev alacağım.Güzel bir de arabada. Aşık olacağım. Evleneceğim. Çocuklarım olacak. Ben de iyi yaşayacağım.
(Koreliler, bunu nasıl beceriyorlar bilmiyorum ama hemen hemen tüm karakterler hissettirmek istediklerini fazlasıyla hissettiriyorlar bana. Özellikle hüzün... Nasıl bu kadar güzel, içten ağlayabiliyorlar... Resmen salya sümük ama iğrenmiyorum...
Aslında biliyorum, kore film/dizi-leri izlememeliyim, müzikleri dinlememeliyim. Ben de etkileri hiçte iyi olmuyor... İnsanı duygularıyla -öldürüp ormanın derinliklerine gömdüğü, üstüne bir de vişne ağacı diktiği- aynı areneda karşı karşıya bırakıyor. Hortlak görmüşten beter oluyor insan, yüzü kireç kesiliyor, iştahı kaçıyor ve bozuk bir plağa dönüşüyor. Sonuç; gladyatör olan kazanıyor ...)
-İyi bir yaşam...Evet, iyi yaşayacağım. İşime odaklanacağım, kitap/lar yazacağım. Çok para kazanacağım. Bir ev alacağım, güzel bir de araba. Yemeklerimi yiyeceğim, tatlı tatlı uyuyacağım. Hiç üzülmeyeceğim, ağlamayacağım, pişman olmayacağım.
Ve ... bunun için ilk adımı bugün attım... yüzümde bir gülücükle dolaştım ortalıklarda... hiç tanımadığım biriyle dedikodu yaptım. Bayramın nasıl geçtiğini soranlara "çok güzel geçti, gezdim tozdum" dedim. Bekçi amcaya, kasiyer kıza, tokacı amcaya hatta poğaça aldığım kadına bile gülümsedim... komşumuzun siyah köpeğini sevdim, onunla konuştum. Ona "beni bu kadar sevmemesini, Bobi'nin çok kıskanç olduğunu duyarsa ona çok kızacağını" söyledim.. Sonra Bobimi sevdim, kar topumu... İkizimi dikkatlice dinledim, hiç sinir etmedim...Erkek kardeşime çivit mavisi bir not defteri verdim, sevdi galiba onu... annem, bu sefer hiç ikiletmeden yaptım istediklerini... kimseyi üzmedim yani...
(Sonra...)
Romeo, Juliet'i öldü sanıp içti zehri.. ben gülümsedim... öldüğünde; Juliet, uyandı. Tekrar.gülümsedim... Haydi Juliet sıra sende, dedim... sıra sende...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)