CumalıKızık

Selam ballar ben geldim hem de cumalıkızık fotoğraflarıyla geldim.Orasıda neresi ki?
Şimdi hemencik anlatayım..Cumalıkızık, Bursa'da bir köy :) Meşhur bir köy :) Kınalı kar, Yeşeren Düşler, Kurtuluş, Kuruluş gibi gibi dizilerin çekildiği turistik bir köy.. Turistik önemi nerden geliyormuş, mimarisinden geliyormuş.Ordaki evlerin bir çoğu geçen zamana rağmen yıkılmayıp hep beraber ayakta kalınca tarihi bir doku zenginliği oluşturmuşlar.(Daha ayrıntılı bilgi isteyen googleye soruveriversin..)
Geçen hafta sonu okullar açılmadan azıcık kendimize ödül verelim dedik, köye gidelim dedik.Dedik amma yolu hiçbirimiz bilmiyoruz, yakın çevreden şöyle bir araştırma yapınca kimsenin oraya gitmediğini öğrendik(ablam gitmişti ama nasıl gidileceğini bilmiyordu, Allah'a emanet arkadaşlarıyla gitmiş...)
Neyse imdadımıza google yetişti bir de benim sivri zekam :P (Bursa'ya gelipte gidecek olanlar yolu tarif ediyom iyi dinleyin.Eğer otobüsle gidecekseniz 22 numaralı otobüs, Ulucaminin karşısındaki postahanenin olduğu duraktan binince yarım saate kadar götürüyor.Minibüsle gidecekseniz santral garajdan gidiliyormuş.Arabanızla gidecekseniz Ankara yoluna geçin, Yıldırım tarafına doğru ilerleyin tabelalar size yardım edecektir ama Kınalıkar Kestane Şekerlerine gelince sağa dönün, ayrıca karşı şeritte Pasific Petrol İstasyonu var, döndükten sonra hiç bir yere sapmadan dümdüz yoldan gidin.)Ve ta ta taaam işte Cumalıkızık!


Köyün camisi,Reçel ve erişte satan bir teyze, Portakal reçeli yapan bir el(sağ), Köyün evlerinden bazıları(sol)
Bir sürü fotoğraf çektik, köyü baştan aşağı gezdik.Cin aralığı denen sokağı-dünyanın en dar sokağıymışmış- uzun arayış sonunda bulduk.Köyün Etnografya müzesini de, hadi.. hadi.. nerede kaldın feryatları, arasında gezdim.Sabah hava kapalı olmasına rağmen, öğlene doğru açınca güzel bir gün geçti.Kısmetse baharda daha kalabalık olarak tekrar gitmeyi planlıyoruz.

Evcil Hayvan Almak İstiyorum

Geçen hafta bizim okulun hemen yanındaki hayvan hastanesine gittim.Orada gelen hastalarla, hasta sahipleriyle ilgilenip, doktorun yani veteriner hekimin yaptıklarını gözlemlemeye çalıştım.Amacım hem mesleği daha yakından tanımak hem de şu üç hafta tatilin, şu son haftasını boş geçirmemekti.

Togo, Diana, Dost, Cash, Linda, Kara Murat, Minik, Oğluşum, Pasaklı(biz koyduk), (havai)Fişek, Şirin, Rot... Bunlar muayene ve tedavilerinde benim bulunduğum hastalardan bazılarının adları.. Diana, Linda, Çıtır bunlardan çok şanslı olanları.Çünkü durumları ağır olsa bile onları çok seven ve onlara çok iyi bakan sahipleri var.Togo, Pasaklı, Cash ise maalesef onlar gibi şanslı değil.Evet sahipleri, daha doğrusu onlara bakanlar, onların hastalıkları ile ilgileniyorlar, bakımlarını yaptırıyorlar ama kendilerini buna zorunlu hissettiklerinden.

Sahibi Togo'yu, oğluna; Mia'yı kızına, çocuklarının ısrarı üzerine, hiç istemeye istemeye almış.Çocukların tüm gün okulda, babanın ise işte olmasından dolayı Togo ve Mia'nın bakımı evin annesine kalmış.Evin annesi hala hayvan beslemek istemese de, Mia'yı Togo'dan daha çok sevmiş ve onunla ilgilenmiş.Zavallı Togo'yu biraz ihmal etmiş hatta bir gün ona yemek vermeyi unutmuş...Bu olaydan bir hafta sonra ise Togo hastalanmış, iştahı kesilmiş ve halsizleşmiş.Muayenesinde immun ilişkili anemi teşhisi konuldu.(Bence Togo'nun hastalanamasında bir hafta önceki olayın etkisi çok büyük.Çünkü Togo düzenli kontrolleri yapılan bir çocukmuş ve parazit dışında bu kadar ani bir anemi gelişmesine neden olacak birşey ben bilmiyorum.Bilen insanlık namına aydınlatsın beni...)

Cash ise, sahibine doğum günü hediyesi olarak gelmiş.Sahibi ilk başlarda ilgilenmesine rağmen daha sonra Cahs'ın bakımı evin annesine kalmış.Sebep yine belli, anne evde, çocuk okulda, baba işte..Cash'ın bize getirilmesinin sebebi ise kriz geçirmesi, düşüp bayılmasıymış.Meğer kalbinde perikardiyai effüzyon (kalp zarında sıvı toplanması) varmış.Yaşlı olduğundan ameliyata dayanamayacağı düşünülüp, sadece ilaç tedavisi yapılmasına karar verildi.(Durumu baya ağır olduğundan pek fazla yaşayacağını düşünmüyorum.Ama bu durumda bile Cash'ın asıl sahibi, Cash'ın refakatçilerinin arasında değildi!)


 Bu yandaki şekerin adını bilmiyoruz onun için biz ona kısaca Gold diyoruz :)Sahibi onu bayramda bırakmış buraya ama daha sonra hiç arayıp sormamış.Gold'cuğumuz kendini garip hissetmesin diye bol bol seviyoruz :) Ama aklım almıyor, nasıl olurda bir insan bu kadar güzel bir köpeği hastane köşelerinde bırakıpta gider ve bir daha hiç arayıp sormaz. Tamam, çok önemli işleri olabilir, ailesinden birisi hasta olmuş, onunla ilgileniyor olabilir, ama neden arayıpta bir haber veremez? Onu bekleyeni hiç mi düşünmez?

...belki de krizden etkilenip, artık ona bakmama kararı aldılar? Ne yazık...
Tüm bunları anlattıktan sonra yaklaşık uzaklaşık nereye geleceğimi tahmin etmişsinizdir.Lütfen anlık istekleriniz için bakamayacağınız hayvan almayın.Evcil hayvan bakmakla, bir bebeğe bakmanın hiç bir farkı yok.Aynı bir bebek gibi o da derdini açık açık anlatamıyor.Herşey sizin anlama kaabiliyetinize, hissiyatınıza bağlı...
Çocuklarınız sizden evcil hayvan istediğinde veya ona evcil hayvan hediye edildiğinde, onunla açık açık konuşun.Bunun nasıl büyük bir sorumluluk olduğunu hissettirin ona.(Abartın da demiyorum.) Bunu yaparken aynı zamanda kendinizi de sorulayın, ilerde çocuğunuz sıkıldığında veya herhangi sebepten dolayı artık ona bakmak istemediğinde, sizin tavrınız ne olacak? Siz ona bakmaya, ilk baştaki heyecan ve şefkatle devam edebilecek misiniz? Yoksa en kolay yoldan ondan kurtulmak ya da zorunlu hissederek ona bakmak mı olacak yapacağınız?
Elinizi vicdanınıza koyup, dürüst olarak cevap verin kendinize ve sebepleri tek tek anlatın çocuğunuza.Sonra hala bakabileceğinizi düşünyorsanız, ailenizin yeni üyesine/üyelerine ad düşünmeye başlayabilirsiniz :)