Ben Buyum İşte Be!

SİN-do-SİN-re-SİN-mi-SİN-fa-SİN-sol-SİN-la-SİN-si-SİN!
Caramels, bonbons et chocolats
Merci, pas pour moi, mais..
MedCezir...GelGit...Gel... GİTME....
ah minel aşk...
hor görme garibi, onun da kalbi var!
Burda ne arıyorum?Seni mi?Hayır?Peki neyi?
Belamı arıyorum..Belamı...
Arıyorum..Arıyorum..Bulamıyorum..
Beni uzaklara götürecek olan rüzgarı..
Muson yağmurlarında damla yapacak olanı..
Arıyorum..Arıyorum..Bulamıyorum..
Kaybettim anahtarımı...Çileğimi...
Hala bulamıyorum..
Parmağımda yandı zaten...yanmış süt gibiyim!
Penceremin camlarını yağmur suları kirletmiş..Artık yağmurlar da kirli..Onlar bile..
ah minel aşk...
hor görme garibi, onun da kalbi var!
MedCezir...GelGit...Gel... GİTME.....
Caramels, bonbons et chocolats
Merci, pas pour moi, mais..
SİN-do-SİN-re-SİN-mi-SİN-fa-SİN-sol-SİN-la-SİN-si-SİN!


 Yağdı yağmur, çaktı şimşek, ben de mi şair oldum ulan e...k

Saka Gibi..

Geçen haftalarda anahtarlığımı okuldaki dolabımın üstünde unutmuş ancak eve geldiğimde anahtarımın olmadığını farketmiştim.Ertesi sabah dolabımın yanına gittiğimde anahtarlığım yoktu! Dolabımda, önlüğüm olduğundan ve önlüksüz hiçbir uygulama dersine giremeyeceğimden ve başkasından da ödünç alamayacağımdan mecburen, fakülte sekreterine gitmiş ne kadar 40 numaralı anahtar varsa hepsini alıp, denemiş ve hiç biri derdime çare olmadığından, son çare daha bir hafta önce değişmiş olan dolabın kilidini kırdırtmıştım.
Ve tam da o gün ikizimin anahtarı esrarengiz bir şekilde kaybolmuştu.Akşam üzeri eve gidecekken, dolabını açmış, kapatmak için anahtarı aradığında bulamamıştı! Nereye giderbilirdi ki! Bana tonla laf  söyledikten sonra, son anda memleketine gidecek olan "P"ye, anahtarımı sen mi aldın, diye kaba bir ithamda bulunmuştu ve karşılık olarakta "E, yuh yani!" gibi bir tepkiyle karşılaşmıştı...İlginçti ki, herşeye rağmen anahtarlığına bakan "P"yi ve ikizimi bir süpriz bekliyordu! Evet, ikizimin anahtarı "P"nin anahtarlığına eklenmişti..
Bu garip olaydan bir şey anlamayan, ayrıca en sevdiği anahtarlığı kaybetmiş olmanın acısını yaşayan, ayrıca okkalı bir şekilde azarlanmış olan bendim ve acaba benim anahtarlığımda bulanabilecek mi demiştim.Tam bir hafta sonra, tam da yeni anahtarlığıma alışmaya başlamışken, anahtarlığım gittiği gibi geri geldi! Geri geldi gelmesine ama dolabın kilidini kırarak geldi! Ve anahtarlığım tüm birinci sınıflarda şöhret basamaklarını hızla tırmanarak geldi! Şansın kapıyı kırması böyle bir olaymış dedirtti herkese! İki üç gün sonra zavallı kilidi tamir ettiler..
Bir, iki-üç gün daha geçtikten sonra yani bu hafta, anahtarlığımı ve telefonumu evde unutunca utana sıkıla gidip, kilidimi kırmalarını rica ettim!Daha doğrusu rica etmeme gerek bile kalmadı çünkü beni görünce dolabın başına bir iş geldiğini direkt anladılar!Böylece anahtarlığım bir ayda dört farklı anahtarla tanışıp, sevişip, ayrılmak zorunda kaldı...Şaka gibi...Şaka gibi geliyor kulağıma tüm bunlar...

Onlar Hep Oradaydı-Sunay Akın

Uzun zaman oldu kitaplar hakkında yazmayalı(bloguma birşeyler yazmayalı da baya olmuş) ve hazır güzel bir kitap okumuşken, birazda yazıya ön hazırlık yapmışken sıcağı sıcağına birşeyler karalayayım diyorum :)
Kitabımız başlıktanda belli olacağı gibi Sunay Akın'ın "Onlar Hep Oradaydı" adlı kitabı.Kütüphaneden yani okuldaki ikinci yuvamdan aldım.Uzun bir süre kütüphanede güncel kitaplar, romanlar (vs.) aramamızın sonunda tam da umudumuzu kesmişken bir arkadaşın sayesinde bir sürü güzel kitabın olduğu o köşede buldum onu..
Konusu, Sunay Akın diyince aklıma ilk gelen şey yani Kızılderililer :) Kitabın içinde hep yazmayı istediğim ama bir türlü yazamadığım türden denemeler bulunuyor. Birbirinden çok ayrı gibi görünen bazı olayları, ortak bir kelimeden/kişiden ya da başka bir ortak bağıntıdan öyle güzel bağlamış ki Sunay Akın..İmrenmemek elde değil...Ama biraz gerçekçi bakarsak, yazarın diğer kitaplarını okumamış beni, biraz zorlayan türden bir kitaptı. Çünkü bir yazıda o kadar çok şeyden bahsetmiş ki, iki karış havada gezen aklım anlamakta biraz zorlandı :-f İki, üç kere okuduğum yerler bile oldu! Ama genel olarak bakarsak beğendim :)
Kitabın en beğendiğim başlıkları:

  • Bush'u Bush'una bir Savaş
  • Nazım Hikmet ve Kadın Kalbi
(Kitaptan beğendiğim yerler...)

Dikkatimi Cekti

    1)Bizim okul ne kadar kirli! Daha doğrusu okul değil de öğrenciler çok kirli...Yere hiç çekinmeden, yedikleri şeylerin kabuklarını, kirli mendillerini atabiliyorlar.Beni en çok üzen ve bu konunun dikkatimi çekmesini sağlayan ise mescidin durumu oldu.Mescidin abdest alınan yerlerinde daima ıslak mendiller, peçeteler bulunuyor! Onları oraya atanlar, abdet almaya gelen diğer kişilerin,  mescidi temiz tutmakla görevli kişilerin-ki sadece sabahları temizlemeye geliyorlar- bundan rahatsız olacağını, hiç düşünmüyorlar galiba! İnsan kendi pisliğini temizlerken bile iğreniyorken, nasıl oluyor da başkalarından kendi pisliklerini temizlemelerini bekliyorlar anlamıyorum.
    2) Biraz akılcı düşünülebilse üniversiteler, tam geri dönüşüm yapılacak yer, özellikle yemekhaneler. Neredeyse her yemeğin yanında verilen içeceklerin kutuları/şişeleri ya da en azından bardakları ayrı bir yerde toplanabilir.Ama bu dahiyâne fikir, bir benim aklıma geliyor demek ki dahaca yemekhanede çatal kaşıkların  toplandığı plastik seleler hariç birşey görmedim...Aaa kağıt toplamak amacıyla konulmuş ama içinde kağıttan başka herşey bulunan, üstünde bir ton kağıdı geri dönüştürerek doğaya ne kadar faydalı olacağımızı yazan karton kutuları unutmuşum.
    3)Aklıma gelmedi :D

Kuru Kafa

Sevgili kurukafam;
Farkettiğin gibi bu sana ilk mektubum :) Rahatsız olmazsan biraz kafanı şişirmek istiyorum ve sana, Sun'un elleriyle beraber çekilmiş fotoğrafını gönderiyorum :) baktıkça beni hatırla ...


Bugün anatominin vizesi vardı.O kadar çalışmama rağmen pek parlak geçmedi.Üzgün müyüm, biraz...Ama çokta takmıyorum...
Biliyorum ,sınavı tek kötü geçen ben değildim! İkizimin de kötü geçmiş...Acısı benden çıkacaktı az kalsın...
-
İkiz olmanın nasıl bir duygu olduğunu merak edenlere tekrar söyleyeyim, berbat bir duygu! Hele de biraz takıntıları olan birileriyseniz....
-
Sürekli birilerinin ikimizi kıyasladığını düşünüyor, başkaları kıyaslamasa da o kıyaslıyor :( Kendini benden neredeyse her konuda eksik görüyor, üzülüyorum...Ben mükemmel değilim, keşke onu bu da farkedebilse...Keşke bazı şeyleri değiştirebilme imkanım olsa...