Malumumuz yaz tatili epeeey uzun bir tatil.Ben de boş geçmesin bari deyip, İngilizce kursuna yazıldıydım.Sen bu sene zaten hazırlık okumamış mıydın diyenlere, evet okumuştum ama iş konuşmaya gelince...Onun için konuşma dersleri almaya başladıydım.
Konumuz kültür farklılıklarıydı.Steve konuşmamızı bekliyordu..Ben her zamanki gibi konuşamıyordum, bari Türkçe konuş deselerdi, onu bile yapamayacak durumdaydım.Steve, ikizim ve turuncu saçlı çocuk(hala adını bilmiyorum) aralarında şakır şakır konuşuyorlardı.Sıkılmıştım...Ama sonra ilginç bir konudan konuşmaya başladılar; kültür çatışmaları...İlgimi çeken Steve'in söyledikleriydi.
Steve'in önceki eşi yani Londra'daki, Katolik'miş.Bizim hoca katolik değilmiş, anladığım kadarıylada müslümanmış.İlk çocukları olduğunda eşiyle beraber bir kiliseye gitmişler.Orada çocuğu vaftiz edilmiş ve Steve papazın şahitliğinde çocuk üzerinde hiçbir hakkı olmadığını kabul eden bir sözleşme imzalamak zorunda bırakılmış.Bu çok saçma, diyordu ama o zamanlar elinden bir şey gelmemiş demek ki..Sonra ekledi; İngiltere'de çocuğun anne veya babasından biri katolik ise, çocuk büyük çoğunlukla Katolik oluyormuş ve o sözleşme katolik olmayan ebeveyne imzalatılıyormuş!Bu durum farklı mezhepler için de geçerliymiş!Çocuğun katolikliği seçmesini anlayabilirim ama katolik olmayan ebeveyne zorla böyle bir sözleşme imzalatılmasını aklım almıyor.Koskoca adamın yalan söyleyecek hali yok, heralde doğrudur.Ama internette böyle bir olayın varlığına dair birşeyler bulamadım.Ama eğer doğruysa ne kadar bağnaz bir tutum!
Bize de sordu, sizin bildiğiniz bu tür olaylar var mı diye.Doğrusu benim bildiğim çok yakından bildiğim türk-yabancı, müslüman-hristiyan/yahudi evliliği yok :) Ama diğer arkadaşların böyle tanıdıkları varmış ve dediklerine göre bu kişilerin evlilikleri yolunda gidiyormuş.Steve bunun sebebini, bu kişilerin Türkiye'de yaşamalarına bağladı.Ve yine örnek olarak kendisini gösterdi.Şimdiki eşi bir Türk'müş, evlilikleri yolundaymış.Türklerin ve müslümanların hoşgörülerini öve öve bitiremedi desem, yalan olmaz :)
İkizim ise Yabancı Damat dizisini örnek verdi. :D Neden benim aklıma gelmedi diye başımı duvarlara vurmak istedim ama yapmadım kıyamadım canıma..Çok tatlıdır benim canım...
Son olarak farklı kültürden bir erkekle/bayanla evlenmek isteyip istemediğimizi sordu :) Biraz çetrefilli bir konu...Uzun süre düşünmek ve öyle karar vermek lazım...Ama kader bu belli olmaz, değil mi :)
Bu konuyla Aksiyon Dergisinden bir yazı buldum.Antalya'da yaz aşkı olarak başlayan genellikle Türk erkek-yabancı bayan evliliklerini incelemişler...İşte o yazı: Sahillerin Kayıp Nesli
-
Google sessiz sedasız pagerank güncellemişmiş.Beni de 2'den 3'e çıkarmışmış.Allah razı olsun, Google Amca :P
Kültür Farklılıkları
Yazar Vişne Ağacı Takvim: Cumartesi, Temmuz 26, 2008 13 Yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Hayat, Kültür Farklılıkları
Can Sıkıntısının Mahsülleri

Beğenmezsem eski temalardan birine geri dönerim, dedim ve temayı değiştirdim.Ama galiba yine değiştireceğim..
+
Can sıkıntısından ne yapacağımı şaşırmış durumdayım :( PUFFFFSSS yaaaa...Okulların tekrar açılmasını istiyorum!(Deli miyim ne?)
-
Düzenleme:Olmiiiy, olmiiiiy...O bulduğum tema, İE'de güzel görünmüyor :( Bloguma gelenlerin çoğu da İE kullanıyor.. Kendimin ve bir şekilde bloguma gelenlerin göz zevkini hele hele de sinirlerimi bozmak istemiyorum...
Şade, şık, kullanışlı, beyaz arka fon üzerine siyah ve kırmızı tonlarının olduğu bir tema istiyorum!
Yazar Vişne Ağacı Takvim: Çarşamba, Temmuz 23, 2008 5 Yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Surat

Yazar Vişne Ağacı Takvim: Çarşamba, Temmuz 16, 2008 12 Yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Hobi Zamanı, Resim, Surat, ÇiftYüzlü
Dünyada En Sevdiğiniz Yer
Dündü galiba televizyonda "Korkuyorum Anne" diye bir film vardı.Bu soruda orda geçiyordu.Filmdeki karakterler yatak odam, banyom, salonum, bilmem kimin evi, bilmem nere tarzında cevaplar veriyordu.Bunlardan en hoşuma giden filmin ana karakterlerinden Ali'nin(yanlış hatırlamıyorum umarım) verdiği cevaptı.Banyo dedi
Ama benim en sevdiğim yer tuvaletlerdir
Aslında tuvaletleri sevmemin tek nedeni bu değildir.Asıl sebep; tuvaletlerin, bana, insanlığın hazin sonunu hatırlatmasıdır.Tüm yediğimiz o güzel şeyler sonunda b... oluyor.Güzel tatlı ve pahalı besinler ile ucuz besinlerin sonu hep aynı oluyor.Tek farkları bize bıraktıkları enerji miktarı.İşte insanlarında tek farkı dünyaya bıraktıklar eserler.Bazısı hiç bir şey bırakmazken, diğeri çok şeyler bırakıyor, dünyaya geliş amacını tamamlayıp öbür dünyaya gidiyor.İnşallah biz de dünyaya geliş amacımızı tamamlayıp, öbür dünyaya gönül rahatlığıyla gideriz.(Amin)
-
Bu arada ne kadar kopyeci ve de hırsızım! Çilekli Süt'ten smileyleri çaldım.Nahnu'da görür de çalmazdım, amma çilekliden biraz yüz bulunca elli elli istemeye başladım ..Hakkını helal et Çileklim.
-
Düzenleme: Her ne kadar tuvaleti Türklerin icat ettiği söylense de tuvalet adabı hakkında bir sürü eksikliklerimiz var.Bunun için şu adrese bir bakın diyorum: Tuvalet Adabı
Yazar Vişne Ağacı Takvim: Pazartesi, Temmuz 14, 2008 13 Yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Zırvaladıklarım
Öss
Öss açıklandı.Kaç puan aldıklarını sorduğum arkadaşlarım, aldıkları puanları beğenmediklerinden söylemediler!Oysa ki ben geçen sene, puanımı beğenmediğim halde her sorana söylemiştim, en söylemek istemediklerim de dahil!Sanki, onları kötüleyeceğim, ayol sen bunu mu aldın, meğer sen bir hiçmişsin!Git sen benim arkadaş kriterlerime uymazsın, sen tembelsin! "diyeceğim!
Hayır, bu yaptıklarını beğenmedim en azından puanlarını söylemeseler bile kibar bir dille bunu bana söyleyebilirlerdi, onları anlayabilirdim.Yakın arkadaş olacağız güyaaa! Hıh :-(
Amma velakin ben de çare tükenmez, eğer öğrenmek istiyorsam bir şeyi evvelallah öğrenirim :D Ki şimdi de öğrendim :D ( Gözünde gözlük, elinde büyüteç dedektif havalarındayım.)
Ama onlara bir şey çaktırmayacağım, eğer söyleselerdi onları teselli ederdim, şimdi etmeyeceğim, fikir beyan da etmeyeceğim.Bildikleri gibi yapsınlar diye :(
-
Bu arada dün de OKS açıklanmıştı.Annemin arkadaşının oğlu normalde tüm soruları cevaplamıştı ama okuldan 98 puan almış diye OKS birincisi olamamıştı!Bazıları bu durumu haksızlık olarak nitelendiriyorlar.Bence hiçte bile.Tamam çocuk zeki, akıllı, birinci öğrencilerin arasında adının geçmesini ben de isterdim ama sonuçta okul da önemli.Ve öğrencileri ayırt etmede, okuldaki durumları da kullanılmalı.
Lakin, öğrenci ile okul yönetimi ve öğretmenler arasında bir ters düşme olayı olduysa, öğrenci haklı olsa da, öğrenci zararlı çıkıyor.(Tecrübeyle kanıtlanmıştır.)Bu da maalesef notlarla oluyor.(Olmuyor, yok öyle bir şey diyenlere, ellerini vicdanlarına koymalarını söylüyorum.)
Bir de her öğretmenin sınavlarda sorduğu soruların zorlukları ve kolaylıkları var.Eğer öğretmenimiz zor soruyorsa okuldan gelen puanımız düşüyor, kolay sorarsa artıyor.Her okuldaki öğretmenin sorduğu soruların kolaylık derecesi de farklı olduğuna göre, okuldan gelen puan aslında pek de ölçücü olmuyor.
Bu açılardan bakınca da onlar haklı.
Neyse canıııııım, olan olmuş, biten bitmiş.Biz kendimize bakalım...
Yazar Vişne Ağacı Takvim: Cumartesi, Temmuz 12, 2008 6 Yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Çicek Nedir Görmeden..
*Çiçek nedir görmeden bozkıra dalmışsan,Geçenlerde ilk sayfasını yırtıp attığım, bir daha da yazmadığım günlüğümü-onu da tesadüfen buldum zaten- karıştırırken, saman kağıdına benzeyen bir kağıda yazılmış olarak buldum.İkbal Gürpınar'ın Günaydın Gece isimli kitabında görmüştüm, bunu.İlk önce bunu nerden bulduğumu hatırlamadım tabiki de, sonra jetonum düştü.Bu bir şarkının sözleriydi hem de Türk Sanat Mûsikisi :) Sözleri çok manalı geliyor bana.Özellikle "Desene ki güzelim sen hiç yaşamamışsın" kısmı :-D
Çaldığın kapılardan hep nasihat almışsan,
Üstelik bu alemde aşktan mahrum kalmışsan
Desene ki güzelim, sen hiç yaşamamışsın.
Su verdiğin goncalar açmadan soluyorsa,
Sığındın geceler insafsız oluyorsa,
Üstelik bu hikaye aşksız son buluyorsa
Desene ki güzelim sen hiç yaşamamışsın..
Dinlemek istedim, youtubeda İnci Çayırlı'nın yorumuyla dinledim.Sonra da Ahmet Özhan'ınkini indirdim.Youtube, yine açılmıyor ama yine de youtube linkini vereyim: İnci Çayırlı-Çiçek nedir görmeden..
Dinlemek isteyipte, hiç beni uğraştırma diyenler için Ahmet Özhan'dan:
-
Dip not:Şarkıyı ararken rastladığım bir siteden şarkı falıma baktım.Ne demişler; fala inanma, falsız da kalma...İşte de falım:)
Usûl: Aksak
Beste: İrfan Doğrusöz
Güfte: Hüseyin Siret Özsever
Sevmek mi güzel yoksa sevilmek mi, ne dersin?
Ben ağlıyorum sen de mi bitâb-ı kedersin?
Sevmek mi güzel yoksa sevilmek mi, ne dersin?
Usûl : Nim Sofyan
Beste: Selâhaddin İnal
Güfte: Sedat Ergintuğ
Yazar Vişne Ağacı Takvim: Çarşamba, Temmuz 09, 2008 5 Yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: İnci Çayırlı, Türk Sanat Müziği, Çiçek Nedir Görmeden
Regaib Kandili
Yüzünüzden nur, aklınızdan ilim, kalbinizden Allah, dilinizden kelime-i şahadet, gönlünüzden resullullah sevgisi eksik olmasın.
Yazar Vişne Ağacı Takvim: Perşembe, Temmuz 03, 2008 4 Yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: Özel Günler
1984-George Orwell
Adını ilk kez, lisedeyken Felsefe dersinde korku ütopyası olarak duyduğum daha sonraları da bir çok kez işittiğim bir kitaptı.Kitap üstüne söylenecek çok şey var aslında.Ama bunları nerelerinden tutupta, nasıl bir bütünlük içinde söyleyeceğimi bilemiyorum.
Winston Smith, "Doğruluk Bakanlığı"nda çalışmaktadır.İşi özel bir borudan, ona gelen notları eski verilerin ve bilgilerin yerine yazmaktır yani tarihi değiştirmektir.İşinden memnun, işini iyi yapan biridir.Ama bir gün Winston için herşey değişir.Tüm olacaklar Winston'un antika eşyalar satan bir dükkandan, yaprakları yumuşacık bir defter ve mürekkepli kalem almasıyla başlar.Bu özel defteri günlük yapmaya karar verir."Tele Ekran"dan görülmeyecek şekilde saklandıktan sonra günlüğünü yazmaya başlar ve artık o bir düşünce suçlusudur hem de düşüncelerini yazmaya cesaret edebilmiş.Suçu "Büyük Birader" diye biri olmadığını, devleti yönetenlerin tarihle oynadıklarını, insanların kandırıldığını düşünmesidir.Bu düşüncelerini doğrulayacak kaynak, ona inanacak kişi arayışına girer."Doğruluk Bakanlığı"nda çalışan "Anti-Sex" adlı örgütün üyesi olan Julia ve devletin önemli adamlarından olan O'Brien'in da kendisiyle aynı düşünceleri paylaştıklarını düşünür.Kısa bir süre içinde de bu düşüncelerini doğrulayan üç kağıt eline geçer...Devamı>>>>
En beğendim yeri,
Winston antikacı birinden kiraladığı odanın penceresinden bakarken şarkı söyleyen aynı zamanda çamaşır asan bir kadını görür ve yazar onun düşündüklerini şöyle aktarır:
"Çocuk doğurmaktan anormal boyutllara ulaşmış, işten yıpranmış, sertleşmiş; elli yaşında bir kadın bedenin güzel olabileceği ilk kez aklına geliyordu.Ama neden olmasın diye düşündü.Bu külçe gibi beden ve kırmızı cilt, gül meyvesinin gülle olan benzerliği gibi, bir genç kızın bedenini hatırlatıyordu.Neden meyve, çiçeğinin yanında daha az değerli olsun?"
Yazar Vişne Ağacı Takvim: Perşembe, Temmuz 03, 2008 1 Yorum Bu kayda verilen bağlantılar
Etiketler: 1984, George Orwell, İngiliz Edebiyatı, OkuOkuOku, Roman




