24 Şubat 2014 Pazartesi

Ufak Çaplı Bir Hislenme Anı

Cumartesi gecesi geç bir saatte bir fotoğraf gördüm... Içim yine garip hislerle doldu. Pek alışık olmadığım tarzda olsa da ara ara yoklayan sızıyı andıran cinsten... O garip hislerle uyumuşken rüyalarımda hep o fotoğraf vardı. Biraz keşkeler, biraz aminlerle istemeyerek uyandım. Insanın duygularını rafine etmesi çok zor, uzun ve yorucu bir maratonmuş. Ve ben hala duygularımı tam olarak anlayamamışken onları nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Galiba yoğun olarak büyük bir beklenti hissindeydim. Imkansızla, neden olmasın ihtimali arasında gidip geliyordum ve neden olmasın ihtimali daha ağır basıyordu. Anıların aklıma hücum etmesiyle bir cesaret geliyordu, bir adım atma arzusu duyuyordum. Fakat çok geçmeden korkularım tüm arzularımın önüne geçmeyi başarıyordu. Evet, insanın hayatına asıl yön veren korkularıymış, yapmak istedikleri değil. Yapmak istediğim şeyin sonuçlarından çok korktuğum için daha az korkunç gelen başka bir şeyi yani hiç bir şey yapmamayı kabul ediyordum.

Pişman olma korkusundan mı yoksa zaten elimde olmayan bir şeyi kaybetme korkusundan mı korkmalı insan? Bilemiyorum... Küçük bir ihtimalde olsa pişman olmama olasılığı varken neden onu bu kadar kolay kestirip atabildiğimi de bilemiyorum... Oysa rüyam ne güzeldi... Gerçek olsaydı mutlu olmaz mıydım? Pazar akşamı dönüş yolu boyunca bunu ve o fotoğrafıı düşündüm.. Biraz önce yine aklıma geldi, biraz daha düşündüm. Bazı kişiler sadece varlıklarıyla değil yoklukları ile de hayatımızda önemli bir yer tutuyor. Vakti zamanında hayatında doğru yere koyamadığın için, şimdi olması gereken yerde arayıp arayıp bulamadığın, onun yerine her defasında eline çarpan, yüreğine çarpan boşluk gibi bazı insanlar... Burda olmalıydı diyerek hem öfkelendiğin, hem kırıldığın hem umutla orda olmasını istediğin hem umarsız bir şekilde boşverdiğin... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder