26 Kasım 2009 Perşembe

Evim, Evlerim


Evler huzurun en çok arandığı yerler.. Bulursan ne âlâ...Peki ya bulamazsan??

Tedbil-i mekanda ferahlık vardır deyip değiştirmeli...değiştirirsin...

Ama bunu taşınma işini alışkanlığa bağlarsan kötü olur :)


Bu yaşıma kadar tamı tamına 10. kez taşındık... (Güzel soru kaç yaşımdayım, şimdiii bana sorsanız ben 17 yaşımdayım daha, ama resmi olarak 20 diyolarlar :D ) 10 farklı eve, evim dedim, her akşam kapısını çaldım...Kimisinin balkonunu, kimisinin bahçesini, kimisinin tuvalet-banyosunu sevdim. Ama ne şartla olursa olsun nefret etmedim hiç birinden...

Hatırladığım ilk evim, Erzurumda bir bodrum katıydı. Fazla bir eşyamız yoktu, onun için salon denilen yer sadece ben ve kardeşlerimin oyun odasıydı. Orada annemle tahtadan oturma grupları yapmıştık bebeklerime..annem  yaptığı civcivin altına uslu durduğum her gün için bir badem şekeri koymuştu...Oradayken gözlük takmaya başlamıştım..
Daha sonra küçük bir akdeniz kasabası, yokuşun tepesinde bir ev ve hemen yukarısında bağ :) Tırmandıkça bulutların içine girdiğini hissederdin, öyle bir yerdi ki... Hiç unutmadığım, yeniden oralarda yaşamak istediğim ama gitmekten çok korktuğum yer... Ya yeni halini beğenmezsem diye...
Sonra Adana...Sıcak...Çok sıcak...Kendi kendine mırıldanılan minik ezgiler ve içlerine hapsettikleri keskin bir duygu...Sarı salıncak..Pencerenin yanına yuva yapan Yusufçuk ve Yusufçuk sesleri her sabah :)
Ve pembe Boyalı evimiz :) Pembe panjurları yoktu ama bahçesi beni benden alırdı :) Annemle oraya çiçekler, sebzeler ekerdik. Çilek ekerdik. Karşı komşumuz Ayşe teyzede alem kadındı...
Altıncı ev; vişne ağaçları ve sessizlik... hayatımın dönüm noktalarından birisiymiş meğer. Ve yeni yeni farkediyorum ki her ne kadar o zamanlar mutlu değildiysem de bana çok şey katmış orası...
Bursa ve 3 ayrı ev... İlki çok büyüktü ısınmak bilmiyordu. İkincisinin arka bahçesinin manzarası çok güzeldi, toplu ulaşıma çok yakındı ama komşuluk yoktu.Yine de tam 5 senedir o evdeydik ve o evle bir rekor kırdık :) İlk defa bir evde 3 seneden daha fazla oturduk. Normal şartlarda evi geç bir şehirde bile 3 seneden fazla kalmazdık :) Hoş benim planım üniversiteyi başka bir şehirde kazanarak bu geleneği bozmamaktı ya, oldu bi kere...

Bu son ev, annemin babamla evlendiğinden beri değiştirdiği 16. evmiş... Bu ev, son olsun istemişti, kendi evi olsun işlemişti ama olmadı... Eğer ölmezsek, en az 1 kez daha ev değiştireceğimiz kesin :) Yazık be kadına...Her defasında topla, taşı, yerleştir, topla :) Çevreye alış, kişilere alış, yeniden komşuluk kur ve ayrıl :)
Acaba babamla evleneceğinde böyle olacağını bilseydi fikri değişir miydi :P

Herşeye rağmen halimize şükretmeliyiz, eminim bizden daha çok taşınanlar vardır...Hem önemli olan şimdi nereye taşındığımız, taşınacağımız değil; son evimize nasıl taşınacağımız ve orasının nasıl olacağı, değil mi...sonuçta kıyamete kadar orda kalacağız...

2 yorum:

  1. Ne güzel bir şey: Türkiye'nin farklı farklı halklarından adetleri töreleri yakınen görmüş olmalısın..

    YanıtlaSil
  2. Çok yakînen olmasa da, gördüm üç beş şey...Kimisini sevdim, kimisini sevmedim... (Mesela komşuluk olarak en beğenmediğim il; Afyon oldu. Tövbee daha da gelmem, diyorum :D Ama temizlik ve düzen bakımından en taktir ettiğim il yine Afyon'dur.Yiğidi öldür, hakkını yeme...)

    Küçükken neden bu kadar çok okul değiştiriyorum, neden kalıcı arkadaşlarım olmuyor diye üzülürken, şimdi halimden gayet memnunum :) Meğer herşeyin bir sebebi varmış :)
    Bu kadar taşınmanın bana kattığı şeylerden en önemlileri, empati yeteneğimi güçlendirmesi ve söylenilenleri beğenmesemde bana dinlemeyi öğretmesi oldu. Şu an daha tarafsız olabiliyorum olaylara karşı ve bu çok farklı çevrelerden arkadaşlarımın olmasını sağlıyor. Bu onların önyargılarını yıkmaya da yardımcı oluyor.

    YanıtlaSil