30 Kasım 2009 Pazartesi

Beklenmeyen Bir Telefon

Öğle saatleriydi, uyuyordum. Kardeşim elinde telefonumla geldi. Birisi arıyor seni, dedi. Baktım tanımıyordum numarayı, bi gariplikte vardı numarada ama huyum olmamasına rağmen açtım :)
Aaa kimmiş meğer, hazırlıktan arkadaşım Ebru...

Auuuw, bu kız hazırlığın son dönemi okulu bırakıp, evlenip, İran'a yerleşmemiş miydi? Acaba buraya mı geldi yine? diye geçti aklımdan... Zaten nasıl olupta birden bire okulu bırakıp, evlenmişti..Hadi evlenmişti nasıl İran'a yerleşmişti aklıma almamıştı. Ben onu hep Avrupa şehirlerinden birinde hayal ederdim :) Avrupalı havası vardı onda, Parislere, Viyanalara yakışırdı :)

Hoş beş, konuşmaya başladık. İran'da ne yapıyorsun, mutlu musun dedim. Tebriz'de restaurant açmışlar, muhasebe kayıtlarını o tutuyormuş. Zaten eskiden de Antalya'da restaurantları vardı, o yüzden zorlanmamış. Şimdi 20 kişilik Türk bir ekiple çalışıyorlarmış. Oralarda ticaret baya memnun ediyormuş, insanlarda iyilermiş, zaten çoğunluğu Azeriymiş dil sorunu yaşamamış ve mutluymuş. Bize lanse edildiği gibi tutucu bir yer değilmiş oralar, her açıdan çok rahatmış. Ama bazı değişik şeyler varmış, mesela perşembe ve cuma günleri tatilmiş, kurban bayramı da sadece bir günmüş... Sen de gel dedi :) İşte sihirli cümle :) Beraber Tahran'a gidermişiz, alışveriş yaparmışız, gezermişiz, bir haftacıııık sadece bir haftacıııık :)

1)Çok merak ettiğim bir ülkeyi görecek olmam
2)Orada bol bol gözlem yapmaya vaktimin olacağı
3)Bir arkadaşın yardımıyla böyle bir maceraya atılmak, tek başına atılmaktan çok daha kolay olacağı,
4)Mesleğim içinde, farklı bakış açıları kazanmak adına denenebilir birşey olması

fikriyle iştahım kabardı, gitmek için can attım, ama bazı gerçekleri görmezden gelemem..
1)Babam izin vermez, özellikle tek başıma...
2)Verse de param yok, zaten pasaportum da yoook :(
3)İran çok uzak, ben aynı şehirdeki arkadaşımın evinde bile kalmazsan, nasıl başka bir ülkede kalırım :S
4)Biz bu kızla aslında o kadarda yakın değildik, ne derece güvenebilirim ona bilemiyorum :S Güvenimi kıracak hiç birşey yapmadı aslında. Aradan 2 sene geçmesine rağmen ve bu arada hiç konuşmamamıza rağmen doğum günümü bile hatırladı ki genelde unutulur...(bu bir değer noktası olamaz biliyorum)Ve ona güvensem bile onun yeni çevresine nasıl güvenebilirim? Unutmamak gerekir, en kötü şeyler hep en yakınından gelir insana... Bir de insanın içine şüphe denilen kurt düşmüşse, neden iki sene sonra diye :)  belaçeker olursun, illa ki kötü birşey olur....
Üstelik şu 4. maddeyi yazmış olmam bile bir bakıma ona güvenmediğimi belirtiyor....

Hem gitmeyi istiyorum, hem gitmekten korkuyorum, bahaneler üretiyorum sonucu ile yüzyüze kalıyorum... Aslında korkum oralarda başıma kötü birşey gelmesinden değil (olacaksa eğer; ağzımda kuş tutsamda olur da) bütün bunları(riskleri) hesaba katmışken, başıma birşey gelirse neden bile bile lades dedin diyip, kendimi suçlayacak olamamdan.

En iyisi ben daha farklı bir zaman diliminde bunu düşüneyim...Bu durum, çıkışı olmayan bir labirente benziyor ve herşeyden kolayca vazgeçebiliyorum ya da erteleyebiliyorum....Puuuff bu huyumu hiç sevmiyorum....

5 yorum:

  1. Tatil günlerinin bu mübarek günlerde; perşembe, cuma olması çok güzel.Suud'da da böyle, ama uyguladıkları islam gerçek islamla ne kadar bağdaşıyor o ayrı bir mevzu...

    İranlılarla umrede tanıştım. Bizim Türk hanımlarıyla kıyasladığımda müthiş uyanıklar ve ayrıca şii sünni ayrımı yapıyorlar soğuk insanlar, çok tutucular. TÜRKlerin sünni olduklarını bildiklerinden dolayı namaz kılmak için yer istediğinde daha da yayılarak oturuyorlar asla sana yer vermiyorlar. Biz Türkleri dışlıyorlar, ki bunu mekke'de haremi şerifte yaşadık, onları kendi ülkelerinde düşünmek dahi istemem. :)

    YanıtlaSil
  2. Evet, ayrımcı olabilirler...
    Allah'tan arkadaşım Tebriz'de, Azerilerin çoğunlukta olduğu bir yerde kalıyormuş :D

    Onlar hakkında değişik şeyler okumuştum.Hatta okuduklarımda kadınlar, arabalarıyla bir caddede koca arıyorlar gibi şeyler de vardı. Bir de orda yasal sayılan bir evlilik türü daha varmış, belli bir süreliğine evleniyorlarmış.Zinanın meşrulaştırılmış hali diyorlardı(?) Çünkü belirlenen süre, saat olabiliyormuş.

    Aslında olay yerinde inceleme yapmak için gitmek istiyorum. Değişik uygulamalar gördükçe insanın dünyaya bakış açısı genişliyor ve doğru ile yanlışı daha kolay ayırt edebiliyor, araya nefis girmezse...

    YanıtlaSil
  3. Evet o nikah mut'a nikahı, belirli zaman zarfı için anlaşmalı olarak yapılıyor daha sonra ayrılıyorlar... fakat bu mut'a nikahı haram! ayetlerle sabit, şia mezhebi mut'a nikahını hala uyguluyor maalesef

    YanıtlaSil
  4. 3. olmak gibi olmasın evet mut'a nikahını ben de duymuştum kesinlikle sapkınlık bu zinayı kılıfına uydurup mübah saymaya kalkışmaktan öte bir şey değil :P Ayrıca gitmemen daha iyi olmuş canım daha sonra 2 hatta 3 kişi beraber git eğer şansın olursa :) Aklıma Fas'ta geçen bir film geldi iki genci hacamat etmişlerdi katakulliye getirip (organ mafyası) çok acayip etkilenmiştim

    YanıtlaSil
  5. Artık gidersem evlenipte giderim... En azından sevdiğimle öleyim mantığı...

    YanıtlaSil