11 Eylül 2008 Perşembe

Anış

Pazartesi günü okullar açıldıydı ya ben de konuyla alakalı yazı yazdıydım.Hikaye tarzı birşeydi ve baya uzuncaydı.Amma velakin tekrar düzeltme yaparım diye yayınlamamıştım :( Nerden bilirdim bloggerin kelek yapacağını...[Bi' kelek yapmayan o kalmıştı zaten..]...Her zaman yazdığımı kaydeden şimdi bunu kaydetmemiş :( Evet haklısınız, önce başka bir yerde yazmalı sonra kopyalayıp, yapıştırmalıymışım.Fakat onundan da ben hazzetmiyorum.Napcaz sineye çekeceğiz artık bunu da..Gerçi sinede de yer kalmadı ama itiş kakış hepbirlik dursunlar..Unutulana kadar..

O çok nadide yazıcağızımın yerine birinci sınıftan bir anımı anlatayım diyorum.Anlatayım mı? Anlatayım mı diyorsunuz yani? Madem ısrar ediyorsunuz anlatayım bari :P
(...)
Geveze, çok bilmiş,şirin mi şirin bir mini mini birdim.Çevremdekiler özellikle öğretmenlerim -bana şimdilerde depresyona girmeme sebep olacak kadar-  iyi davranırlardı..Bir keresinde sınıfça İstiklâl Marşını okuyacaktıkBenim görevim koroyu yönetmekti.Hiç anlamadığım halde elimi hatta sadece işaret parmaklarımı sağa, sola sallıyordum.O an kendimi salak gibi hissetmiştim ve tüm okulun bana güleceğini düşünmüştüm ama hiç kimse gülmemişti, sonradan dedikodum bile yapılmamıştı.Aslında çok komik bir görüntüm vardı.Kocaman gözlüklerim, dantel yakalarım ve bit kadar boyumla, boyumu aşan bir işe girişmiştim.Ben o öğrencilerin yerinde olsam kesinlikle dalga geçerdim, öyle bir durumla.Ama beni ne kadar seviyorlarmış demek ki...
Ben başka bir şey anlatacaktım, konuyu saptırmayayım.Bir gün öğretmenimiz tüm sınıfı çalışmaya teşvik etmek için kocaman bir elma ağacı çizmişti ve her bir elmanın üzerine adlarımızı yazmıştı.Ödevlerini yapanların, "Cin Ali" okuyanların elmalarını kızartıyordu.Ordaki en kırmızı elma benim elmam olmalıydı, diye düşünüyordum.Bunun için okulun bitiminde sınıftan en son çıkıyordum.Tahmin edersiniz artık elmaların başına geleni :D Benim elmam kızardıkça, kızarıyordu.Bazen de elmaları boyarken aşırıya kaçıyordum ve sonra elmamı bir güzel siliyordum.Maksat, öğretmenim kendisi kızartsın :)Onun gözüne gireyim...Ne kadar hırslı, bencilce ve boş davranırmışım değil mi?Öyle, öyle ama keşke yine çocuk olsam ve aynısını yapsam :(
 (...)
Eskiden "dörtgöz" dense de şirin bir görüntüm, "r"leri söyleyemesem de unutulmayanların arasına girmiş, hatalı da olsa yaşımın azlığına bağlanıp affedilebilecek sözlerim vardı.Şimdi ise mahkeme duvarı gibi bir surat ve hiçbirşeyin affettiremeyeceği kırık bir cam kadar yaralayıcı, kerttirikli sözlerim var..
Niye böyle oldu?

*Bu yazıya müzik eklicektim ama nolmuş "imeem" kapatılmış :( Nerden müzik eklicem ben şimdi?Neyse şarkının adı söyliyeyim, bir yerlerden bulup dinlersiniz belkim.Asıl adı "Goong"olan "Düşlerimin Prensi" diye çevrilip yayınlanmış olan dizinin az buçuk hüzünlü hem buçuk umut verici fon müziklerinden İce Pond. [Hha şurdan dinleyin:İce Pond)
Niye bunu seçtiğimi sorarsanız bunu yazarken onu dinliyordum.Ve hüzünlüyüm.Ve umuda ihtiyacım var.
*Ya burası iyice günlük havası almaya başladı.Size ne benim günlerimden, anılarımdan, acılarımdan..
*Çift karakterli olmaya başladım galiba.Arada doktora uğrasam iyi ederim.
*Acaba bu yazıyı yayınlamasa mıydım?

6 yorum:

  1. Müzik için Audioplayer kullan. İstersen yine dörtgöz diyebilirim.. =)

    YanıtlaSil
  2. Merhaba Vişne, benim kızım da gözlüklü ve "r"leri güzel söyleyemiyor. Adı Rana ama o Nana diyor :-)
    Senin de Düşlerimin Prensi'ni izlediğini bloğun üst köşesine koyduğun ayıcıklardan anlamıştım. Diziyi ben de izliyordum, müzikleri çok hoştu gerçekten.

    sevgiler...

    YanıtlaSil
  3. Buzcevheri; Benim sorunum ne anlamıyorum ki yani :( Yapamadım :( Olmadı :(
    Bu arada artık gözlük kullanmıyorum, lenste kullanmıyorum, ameliyat falan da olmadım.İyileşmiler :S

    EvvelZamanİçinde;Rana :) Benim de sevdiğim isimlerden hatta taa 5 yaşımdan kalma bir bebeğim var.Adı Rana Neşe :D
    İstersen müzikleri yollayabilirim :)

    YanıtlaSil
  4. geçenlerde sağolsun arkadaşlar facebook'ta ilkokul 1 müsamerelerinden bir kaç video eklemişler ( aslında böyle değeri yüksek hatıraların bende olmaması üzücü neyse) o kadar tatlı ve sevimli bir çocugum ki herhalde altına birsürü yorum yapmışlar eheh çok severlerdi beni, zeki, sevimli vs... hah neyse o cocuksal masumiyetimiz demeyeceğim de- sonuçta büyüyecektik. eskiden saçlarımla oynayıp deli ederlerdi benim saçlarım dikilirdi, eheh şimdi jöle ile kendim dikmeye çalışıyorum, özledim be ugrasın benle tekrar diyecek konumda da değilim ya insanın büyümesi güzel bir şey değilmiş onu anladım. insan büyüdükçe hayalleri küçülür mü mottosundan hareket edip populizm yapmayacagım ama ben de dörtgöz dönemlerinin çocuklugunu çok sevdiğimi söylemeden kaçamayacagım. içimi döktüm yine ama neyse, uzatmiyim.süper yazı olmuş sevgili vişne

    YanıtlaSil
  5. Ben de yazılarımı yayımlamadan önce hep şu son yazdığınız 3 madde üzerinde düşünürüm.Bir an bu maddeleri ben mi yazdım dedim kendi kendime...

    YanıtlaSil
  6. Vişne kız nasılsın bakalım..
    Bayramın mübarek olsun..Güzellikler seninle olsun :)

    YanıtlaSil